2009-03-17

i-deco ya gittik,gördük,çektik

"I-DECO Dekorasyon ve Tasarım Fuarı" 5-9 Mart tarihleri arasında CNR EXPO da gerçekleşti.

Salonların birbirinden bağımsız(alakasız) oluşu, konferans salonunun yerini bilen birini bulmak için 5 dk aranışımız, fuar alanına girişinde insanı geren suratsız karşılama ekibi,giriş salonunun zemini ( seyreltilmiş toprak üzerine çim), misafir sayısının azlığı ve 2 kişi aynı yere oturduğunda devrilen yeme içme bankları (tasarım fuarının incisidir onlar ), Amerikan Endüstriyel Tasarımcılar Dernegi IDSA Yönetim Kurulu Başkanı Ron Kemnitzer'ın konuşmasında diğer tasarım disiplinlerine 40 dk ayırırken endüstriyel tasarıma 5 dk ayırdığı konuşması akılda kalıp bir çırpıda sayabildiklerim..

Fuardaki bu olumsuzluklara rağmen Japon Tomita KAZUHIKO,Finlandiya' dan Mikko Laakkonen, Almanya’dan Alexa Lexfeld, Matthias Ries ve Atilla Kuzu imzalı tasarımları görmek bile onca yola değdi doğrusu..

Fotoğraflara bakmak için lütfen tıklayın...

2009-02-20

we don't wanna put in

Bibi Kvachadzenin ; şehir meydandan uzaklardaki sahile kadar kavissiz uzanan,sağlı sollu hükümet binaları ve lüks mağazalarla donatılmış genişçe bir bulvar olan Lenin Caddesindeki, Hrtachivloli Apartmanının 2. katındaki dairesinin balkonundan, altlarında slip mayoları ve ellerinde haçapuri ile, bulvar boyunca koşuşturan Batumlu küçük çocukları izlerken yazdığı sözler, dün 9 şarkı arasından sıyrılıp Eurovision için birinci seçildi!

Stefan & 3G müzik grubundan Stefane Mgebrishvili'nin bestelediği şarkı, We don't wanna put in, Moskova daki elemelerde, aradan sıyrılıp final için yarışma şansını arayacak..
Rus Imparatoru(!) Vladimir Putin'in popülist savaş çığlıkları ve güç gösterisine pop müzik ve sözlerindeki alaycılıkla cevap veren şarkı Moskova'da ve dünyada daha çok ses getireceğe benziyor..
En azından Eurovision gecesi benim oyum Gürcistan'a..


işte şarkı;

We Don't Wanna Put In!
The negative move
It's killing the groove!

2009-02-17

Mademoiselle Dupont!


Köşedeki arap bakkaldan 250 gr rokfor peyniri,2 baget ve 1 şişe şarap almış Paris hanımefendisi; Mademoiselle Dupont!

2008-12-30

Rebuilding is going On!

Beşiktaş semti değişiyor,gelişiyor ve modernleşiyor.
Semtin son 5-6 senesine dair başlıca değişimler;

-Barbaros Meydanı ve otobüs durakları yenilendi. Modern bir yapıya kavuştu.Gençler için bir cazibe merkezine dönüştürüldü.

-Yeni Kadıköy İskelesi inşaa edildi.(önceki yeri şimdiki üsküdar iskelesidir)

-Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü açıldı. Bu sayede üsküdar motor iskelesi-çırağan arası bölgeye yeni bir soluk geldi. Sahil ışıklandı ve yaz gecelerinde dolup taşar hale geldi.
-Akaretler Sıraevler projesi bitirildi.. Artık nişantaşı beşiktaştan başlıyor ve kazara yolu akaretlere düşenler, gördükleri zenginlik karşısında hayret ediyorlar..

-Tansaşın olduğu bölge yıkıldı ve birtakım düzenlemelere gidildi.. bir boşluk yaratıldı.

-Beşiktaşın kuzey tarafı(fulya) büyük çaplı inşaatlarla bir şantiyeye dönüştü. 2-3 sene öncesinde yapılmaya başlanan dev bloklar bu aylarda bitmeye başladı. Çevre düzenlenmesinin yapımından sonra orada bambaşka bir atmosfer oluşacağı kesin.

-Dolmabahçe Sarayı'nın doğu tarafı (mimar sinan üniversitesi devlet konservatuarına yakın olan bölge) Başbakanlık Ofisi olarak kullanılmaya başlandı.

-Malesef şimdiki kadıköy iskelesinin yanındaki çay bahçeleri kaldırıldı.(sanırım başbakanlık ofisinin güvenliği dolayısıyla) (ordaki sosisçi de gitmiş,yazık)

-Yeni Kadıköy İskelesinin Yanındaki tarihi çok katlı devlet binası yıkıldı.(ne yapacaklar merakla bekliyorum)

-Son olarak da yeni Balık Pazarı inşaatı bitti ve hizmete girdi. Ben bu yeni yapıyı biraz rotherdamvari buldum,ama beşiktaşın neyi eksik değil mi?
















kafası karışık kafa kaşıyıcısı


Renksiz,hissiz, tekboyutlu,trajik hayatından sıkılan kafa karıştırıcım, o doyumsuz Erenköy öğleden sonrasında doğruları bulmak üzere istanbul u seyre dalmıştı..

Sarhoşluğunun etkisiyle kafası karışmış kafa kaşıyıcım, acaba buradan Karaköy'e kadar uçabilirmiyim diye düşünürken, fırsattan istifade edip anı ölümsüzleştirdim.








benim onu fotoğrafladığımdan habersiz, erenköyden karaköye hava mesafesiyle kaç kilometre mesafe olduğunu tahmin etmeye çalışıyordu.





Labrotuar mı? Labaratuvar mı? Labovotuar mı?

Öğrenciler hocanın etrafına toplanmış, deneyi kritiklerini not alıyorlardı.. Deneye farklı bir açıdan yaklaşmak isteyen ben laboratuvar isminin nasıl telafuz edileceğini düşünmeye başladım ve laboratuvarların mistik çekiciliğini..





















yakından görmek,hissetmek ve koklamak isteyenler :) yer: Davutpasa/Esenler

Hayal kırıklıklarının şehri - Batum (Batumi)

Gürcistan sınırı Artvin-Hopa yı geçtikten 30 dk sonra karşınıza çıkar, güne neşeli başlayan gümrük memurlarıyla karşılaşılması durumunda iyice bir eğlenceye dönüşecek pasaport kontrol vs işlemlerinden sonra 15 TL ye alınacak yurtdışı çıkış harcı ile yabancı ülke topraklarına ayak basılmıştır. Gürcü tarafı-serbest bölge-Türk tarafını içine alan 1 km lik hat içerisinde Türkçe, Gürcüce, Ermenice, Rusça ve bazı turistler tarafından da ingilizce konuşulabileceğini görmek doğu karadeniz bölgesi için çok çok enteresan bir durum değildir de nedir?
Sınırı sağ sağlim geçtiniz diyelim (en kısa sürede demek istedim, bazen gürcü ve türk gümrük memurları işleri karınca hızıyla yürütebiliyorlar yoksa herhangi bir tehlike kesinlikle sözkonusu değil) Nasıl gitmeli sınıra en yakın büyük şehir olan Batumi ye? Çok basit.. Yanınıza gelen sayısız taksi şöförlerinden biri ile çok güzel bir pazarlığa yatılır veya çok cüzi bir fiyata minibüs e binilir. (yaklaşık 1 TL tutacaktır ) taksi de olsa olsa pazarlıkla 10 TL ye Batumi şehir merkezine ulaşılabilir.
Sahil yolundan yapılacak 30 dk lık yolculuktan sonra şehir merkezinin kalbinde, kalbinizin daha hızlı attığını hissetirecek kadar enteresan batum şehrine gelmişsiniz demektir.
Büyük sovyet bloklarının, yıpranmış bakımsız şu anki halleri içinizi burkucak olsa da, sovyet mimarisinin kalıntısı opera binası ,kilise gibi ihtişamşı binalar kendinizi Türkiyeden çok farklı bir ülkede olduğunuzu iliklerinize kadar hissettirecektir.
Batum 2 farklı şehirdir, 2 farklı mevsimde.. Kışın pek insan yoktur sokaklarda yaz mevsimine oranla. Kumarhaneler boştur. Sokaklar daha da bir pis görünür kış aylarıda gözünüze. Halk daha bir yoksuldur kış mevsimi. Hayal kırıklığına uğramış bebek arabası kullanan genç anneler göze seksi gelmekten uzak, çaresizlik abidesi gibi ortalarda dolaşıyorlar hissini uyandırır. Elinde filesiyle pazarda dolaşan yaşlı kadınlar, pazarda 2 bağ maydanozunu satmak için bütün gün bekleyen orta yaşlıları; çürümüş bir koku hissi yaratacaktır beyninizde.
Biraz güneş açmışsa, mevsim kış da olsa, Lenin caddesinden- sahile ulaşılan yol boyunca haşin bakışlı kafkas delikanlıları, güzellikleriyle meşur gürcü kızları bolca volta atarlar. Hastahanenin arkasındaki cami de (özellikle günlerden Cuma ise) Türk ve Laz cemaatin çokluğuna şaşırırsınız.
Puşkin caddesindeki döküntü nalburlar, çin malı ucuz tüketim ürünlerinin dolup taştığı pazarlar; her sokakta onlarcasının bulunduğu kumar makinaları dışında sizi Eminönünden Tahtakaleye yürüyormuş hissine büründürür. Ancak daha bir çamur içinde...
Dünyadaki birçok ülkede hoş karşılanmayan bir ünvan olan Türkiye'den geliyor olmak, Gürcistanda tersine işleyen bir olgudur. Türkiye, Gürcistanın en önemli ekonomik ortağıdır, bir süre daha da bu ortaklığın artarak devam edeceğine hiç şüphe yoktur, ki bu durumun getirileri; heryerde kibarca ağırlanmanız, cebinizdeki paranın gürcistanda ne kadar değerli olduğunu bilerek kendinizi havalarda hissetmenizdir. Yine de Gürcistana gidiyorum, az miktarda para yeterli olacaktır  diye düşünmeyin. Şayet Çin restorantına giderseniz (Batum küçük bir şehir diye geçmeyin, botanik parkından,üniversitesine, çin lokantasından, kumaranelerine çok geniş yelpazede seçenekler barındırıyor,unutulmasın!) Türkiyede güzel bir restaurantta ödeyeceğiniz ücretin aynını ödeyebilirsiniz. İçkilerin ucuz olduğu konusu sadece rus votkası ve "made in georgia" ürünler için geçerlidir. Türkiyeden gelen bira,visky,rum gibi içeceklerin fiyatları , üç aşağı beş yukarı türkiye fiyatlarındadır. Ancak tabiki hiçbir barında- en lüksü bile olsa- bir bira için 15-20 TL isteme terbiyesizliğini göstermezler. En iyi yerlerde bile bira fiyatı = 5 TL
Gelgelelim Batum 'un gülümseyen yüzüne. Bileler bilirler, Sovyet Rusya nın en güzel liman şehirlerinden biri olan Batum, aslında bir tatil ve eğlenceler merkezi idi. Bu günlerde özerk bir bölge olarak, iç sorunlarıyla boğuşup, Tiflis yönetimiyle zıt gitse de, yeniden eski şaşalı günlerine döneceğinin sinyallerini veren bir hareketlilik mevcut. Sovyetlerin çöküşüyle beraber inşaat halinde terketilen büyük oteller onarılılıyor, hersene yeni işletmeler, yeni oteller inşa ediliyor. Batum yaz mevsimi bir başka güzel. Kilometrelerce uzanan sahil kesiminde denize girilebiliyor ve çok tabi olarak binlerce kişi gün boyu deniz kıyısındaki parklarda veya kumsallarda vakit geçiriyorlar. Batum limanın karşısındaki büyük mavi-beyaz yapı -ismini hatırlayamıyorum ancak Washington-Beyaz Saray ı andıran mimarisi ile dikkatleri kolayca çekecektir- aslında bir cafe-restaurant. Yemeğinizi yiyecebileceğiniz gibi, içkinizi içip çerezinizi atıştırabileceğiniz çok fonksiyonlu bir işletme. Fiyatları Türkiye de ki benzerlerinin 5te 1 i fiyatında diyebilirim. Örnek vermek gerekirse odun ateşinde bişirilmiş bir fincan kahve 50 kuruş, bir porsiyon haçapuri 1.5 TL ( 2007 den 2011 e geldiğimiz günlerde bu yazıda yazdığım bütün fiyatları 2 ye çarpmak daha doğru olacaktır :)..
Domuz eti yemiyorsanız etli pidelerden ya da sağlam olsun,bütün etlerden uzak durun zira en ucuz et olan domuz eti, kıyısından köşesinden her yemeğe girer. Alternatifsiz Haçapuri denilen çok lezzetli peynirli börek yemeye talim edeceksiniz :) Ama yok ben herşeyi yerim diyorsanız, sağlıklı olduğunu düşündüğünüz hertürlü yerden - ben sadece o mavi-beyaz cafe yi öneririm- herşeyi denemekte fayda var. Yanında da gürcü birası veya gürcü votka sı idealdir.
Yaz mevsiminde Batum geceleri çok hareketli bir kimliğe bürünüyor. Bekarlar için daha da bir çekici olan gecelerde, sokakların, gürcü dilberlerini, o vücudu saran şık kıyafetlerle sokakları doldurmuş olarak görmek, insanı ayrı bir heyecanlandırıyor; hiçbirinin ingilizce konuşamadığını birkaç tecrübeden sonra anlamak da bir o kadar hayal kırıklığı yaratıyor. Gene de cennette olmak, sesiniz çıkmasa da güzel olsa gerek.Avrupa için Ibiza ne ise, Karadeniz'in doğusu ve Gürcistan için de Batumi odur.
Rusyadan,Gürcistanın başkenti Tiflis ten, eski sovyet ülkelerinden gelen turistler bütün kumarhaneleri dolduruyor ve şehir ekonomisine hatırı sayılır bir katkıda bulunuyor.
Açık hava diskoları gece 11 den sonra olabildiğince doluyor, sokaklar kendinizi amerikan filmlerindeki kasaba festivallerinde hissettiriyor. Lenin caddesindeki hükümet binaları, tarihi yol,cıvıl cıvıl genç nüfus, balina kasa mercedes otomobiller,lüks dükkanlar, hayal kırıklığındaki gözü yaşlı küçük gürcü kızının, gözyaşlarının kurumaya başlayıp yeni yeni adapte olunmaya başlayan kapitalizmle birlikte hızla olgunlaştığını anlamanızı sağlayıp, dışardaki dünyanın ne kadar da güzel olduğunuzu çivi ile kafanıza çakıyor..


nasıl gidilir; artvin-hopa dan minibüsle gürcü sınırına. ordan taksi veya yine minibüsle Batumi..Ya da yeni açılan havaalanı hattı ile İstanbul Yeşilköy-Batumi THY
ne yenir; haçapuri
ne içilir, rus votkası (nemiroff güvenilir:)
nerede kalınır: fiyat ucuzluğu aranıyorsa sahile uzak hoteller tercih edilmelidir. Zira Intourist Hotel =120 dolar :):) Ancak günlüğü 30-40 TL ye rahatlıkla kalacak nezih bir yer bulunur.
kullanılan para; lari denen kendi paraları. Hemen hemen heryerde bulunabilecek dövizciler TL,Euro veya Dolarınızı rahatlıkla bozuyorlar.
Gürcistanda benzin ve mazot oldukça ucuzdur. arabanızla gidiyorsanız boş depoyla gitmekte fayda var. İyi tatiller..